Kýrým - Kango Kanamalý Ateþ Hastalýðýndan Korununuz
Son yýllarda sürekli karþýmýza çýkan Kýrým-Kongo kanamalý ateþi, hastalýðýna yakalanmadan önce tedbir alýn. Hastalýðýn anlamý, seyri ve korunma yollarý:
“Kýrým-Kongo kanamalý ateþi (KKKA), virüslerin sebepolduðu, oldukça aðýr klinik tablolara ve yüksek oranda ölüme neden olan ülkemiz için son yýllarda gündemde olan bir hastalýk. Hayvanlardan insanlara geçen bu hastalýk, tek tek vakalar veya salgýnlar þeklinde görülebilmektedir. Bununla birlikte hayvanlarda, insanlara göre daha yaygýn olarak görülmesine raðmen zarar vermemektedir. KKKA ilk olarak 1944 yýlýnda Kýrým’da görülmüþtür. Daha sonra 1956 yýlýnda Kongo’da görülen hastalýðýn, 1969 yýlýnda Kýrým Kanamalý Ateþi ile ayný olduðu anlaþýlmýþ ve hastalýk bundan sonra Kýrým-Kongo Kanamalý Ateþi ismiyle anýlmaya baþlanmýþtýr.
Hastalarda görülen þikâyet ve bulgular; ateþ, kýrgýnlýk, baþ aðrýsý, halsizlik, kollarda, bacaklarda ve sýrtta þiddetli aðrý ve iþtahsýzlýktýr. Bazen kusma, karýn aðrýsý veya ishal olabilir. Ýlk günlerde yüz ve göðüste morarma ve gözlerde kýzarýklýk dikkati çeker. Yine gövde, kol ve bacaklarda morarmalar oluþabilir. Vücudun deðiþik bölgelerinden kanamalar (Burun kanamasý, idrardan kan gelmesi, vajinal kanama vb) sýktýr. Genellikle karaciðer tutulumuna baðlý hepatit görülür. Þiddetli seyreden hastalarda hastalýðýn ilk haftasýndan itibaren karaciðer ve böbrek yetersizlikleri görülebilir. Bu hastalýkta iyileþme biraz daha uzun sürmektedir. Ölüm daha çok hastalýðýn ikinci haftalarýnda görülebilmekte ve oldukça yüksek oranda (% 30) gözlenmektedir. Hastalarýn laboratuvar tetkiklerinde özellikle kan hücrelerinde (lökositler ve trombositler) azalma dikkati çekmektedir. Ayrýca karaciðer testlerinde bozulma ve koagülasyon testlerinde bozulma sonrasý kanamaya eðilim artmaktadýr. Bariz kanama olmasa da kan deðerlerinde düþme gözlenebilir.
Hastalýk Afrika, Asya, Orta Doðu ve Doðu Avrupa’da yaygýndýr. Son yýllarda Balkanlarda, Ýran, Pakistan ve Güney Afrika’da görülmeye baþlamýþtýr. Hastalýða neden olan virüs, birçok evcil ve yabani hayvaný enfekte etmekte, ancak hayvanlarda hastalýk hafif seyretmektedir. Birçok kuþ, kendileri virüse karþý dirençli iken, virüsün yayýlmasýnda önemli rol oynar.
Keneler, insan veya hayvanlardan kan emerken virüsleri de bulaþtýrýrlar. Hastalýðýn bulaþtýrýlmasýnda en çok sorumlu tutulan Hyalomma soyuna ait keneler, ülkemizin de içinde bulunduðu çok geniþ bir coðrafik alanda yerleþmiþlerdir. Ülkemiz kenelerin yaþamalarý için coðrafi açýdan oldukça uygun bir yapýya sahiptir. Hastalýk daha çok kýrsal alanda yaþayanlarda, bu bölgelere seyahat edenlerde ve hayvancýlýkla uðraþanlarda görülebilmektedir. Hastalýk ya direk kenelerin vucuda yapýþýp belli süre kalmasý ile veya hastalýðý taþýyan hayvanlarýn kan ve dokularý ile temas sonucu meydana gelmektedir. Ayrýca hastanelerde yatan KKKA’lý hastalardan hastane çalýþanlarýna veya diðer hastalara da bulaþabilmektedir. Bugün için etkili bir aþýsý bulunmamaktadýr ancak umut vaat eden çalýþmalar devam etmektedir. Hastalýðý geçirenlerde baðýþýklýðýn ömür boyu sürebileceði belirtilmektedir.
Kene tarafýndan ýsýrýlma ile virüsün alýnmasýný müteakip kuluçka süresi genellikle 1–3 gündür, bu süre en fazla 9 gün olabilmektedir. Diðer þekillerde (hastalarýn kan, çýkartýlar veya diðer dokularýyla doðrudan temas sonucu) bulaþma olduðunda ise hastalýk biraz daha geç ortaya çýkmaktadýr.
Teþhis, hastalýða neden olan virüsün ya da virüs RNA’sýnýn kan ve doku örneklerinden izolâsyonu ve virüse karþý oluþmuþ antikorlarýn kanda serolojik olarak gösterilmesi ile konmaktadýr. Bazý kiþilerde hastalýk hýzla ilerleyip ölümle sonuçlandýðýnda yeterli baðýþýk yanýt oluþmadýðýndan taný konulamayabilir. Son zamanlarda, PCR gibi moleküler taný yöntemleri baþarý ile uygulanmaktadýr.
Hastalýðýn spesifik bir tedavisi bulunmadýðý için tedavinin esasý destek tedavisidir. Bu amaçla, kan ve kan ürünlerinin replasmaný ve diðer destek tedavileri yapýlmaktadýr. Ayrýca antiviral ilâçlardan ribavirinin kullanýlabileceði de bildirilmektedir. Ancak ribavirin, önemli yan etkiler sahip olduðundan hastalar bu açýdan da takip edilmektedir.”
KKKA hastalýðýndan korunma yollarý ile ilgili þu bilgileri verdi:
• Hasta ve hastanýn çýkartýlarý ile temas sýrasýnda mutlaka eldiven, maske gibi standart önlemler alýnmalýdýr. Genellikle hava yolu ile bulaþmadan bahsedilmemektedir. Ancak, kan ve vücut sývýlarý ile temasýndan kaçýnýlmalýdýr. Hastalarla veya hastanýn çýkartýlarý ile yakýn temasý durumunda, temaslýnýn en az 14 gün kadar ateþ ve diðer belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir.
• Öncelikle konakçýlarýn kenelerden uzak tutulmasý saðlanmalý ve kenelerin kan emmeleri engellenmelidir. Çünkü keneler, geliþmelerini sürdürebilmek ve nesillerini devam ettirebilmek için konakçýlarýndan kan emmek zorundadýrlar.
• Mümkün olduðu kadar kenelerin bulunduðu alanlardan uzak durulmasý gerekmektedir. Riskli alanlarda (Hayvan barýnaklarý veya kenelerin yaþayabileceði alanlar) bulunulmasý, vücut belirli aralýklarla kene yönünden muayene edilmelidir. Vücuda yapýþmamýþ olanlar dikkatlice toplanýp öldürülmeli, yapýþan keneler ise kesinlikle ezilmeden, üzerine kimyasal madde vb dökülmeden ve kenenin aðýz kýsmý koparýlmadan (bir pensle saða sola oynatarak, çivi çýkarýr gibi) alýnmalýdýr.
• Bir diðer husus da piknik amaçlý olarak su kenarlarý ve otlak þeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde, mutlaka üzerlerini kene bakýmýndan kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaþtýrmalýdýr. Çalý ve çok ot bulunan yerlerden uzak durulmalý, bu gibi yerlere çýplak ayakla veya kýsa giysilerle girilmemelidir.
• Avcýlarýn ve ormanlarda çalýþan iþçilerin lastik çizme giymeleri veya pantolonlarýnýn paçalarýný çorap içine almalarý kenelerden koruyucu olabilmektedir.
• Hayvan sahipleri hayvanlarýný kenelere karþý ilâçlamalýdýr.
• Hem insanlarý hem de hayvanlarý kenelerden korumak için repellent olarak bilinen böcek kaçýranlar dikkatli bir þekilde cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek kullanýlabilir.